KAYBETME HIRSI · ÖYKÜ
kore mahallesinde bir kadın, kocasını değil, getireceği ekmeği bekliyordu, kocası sur dibinde işerken dahi yaka- rıyordu ekmek için bir mucize diye; bu esnada sevişenler sev iş miyordu da düzüşüyorlardı, kalplerinde sevgi yoktu, spermleri kalitesizdi, fabrika bacaları işçilerin emekleriyle tütüyor, işçiler kıçlarına saplanan sömürge şırıngasının acısını unutmaya çabalıyordu; bense oturmuş yazıyor - dum, yakınımdakilerin en şereflileri fahişeler olmuşken. yazdıklarımı okuyacakların, olaylar, kahramanlar ve öner- melerimi anlamaları için sahip olmaları gereken yüksek empati yetisini önemsemeksizin. deneyimleri kafalarında yaşamaları gerekiyordu kitabın saadeti açısından. pek olası görmesem de, yazdım ben. bu kitabı okumanız yetmez. burada yazılanları anla - manız, benim tam ne anlatmak istediğimi anladığınız manasına gelmez, benim tam olarak ne anlattığımı anla- manız da, burada yazılanları tam olarak anladınız demek
değildir. az önce ‘peki’ dediğiniz cümleye ilaveten şunu diyebilirim; okuduklarınız kafanızı karıştırmadıysa, hiçbir şey anlamadınız demektir, bu yüzden bunları okumanız yetmez, becermeniz de gerekir. buysa benim açımdan önem arz etmez. benim önemsediğim; sokakların güvenliğinden çok kendine güvenenlerin olduğu, kendini unutturmuş değil kendini unutmuş insanların fazlalaştığı, hükümetteki istifaların yer aldığı haber bültenleri dinlemektir. benim beklentim; benim sizi okumanız için seçmediğimi, sizin beni okumak için seçtiğinizi, saniyenin onda birinde dahi olsa, anımsamanızdır. neticede; bunları bir kere de olsa zikretmek istedim. buradaki kahramanlardan biri de sizsiniz çünkü, bunları bilmeniz bu sebepten ötürü hakkınız. fakat; hangisi ol - duğunuzu söylediğiniz vakit, bilesiniz ki, yalanlayacağım, her şeyi. her bir olay örgüsü benim beynimin sınırları dahilinde cereyan etmişken, kimseler kimin kim olduğu konusunda bilgi sahibi olamaz. zaten isimler de gerçek kişilerle örtüşmez. zira, burada size olan borcumun ilk taksitini ödemiş bu- lunuyorum, bunu yaparken de korkmuyorum, ellerindeki balyozlar, benim fikirlerimi öldürmek için yeterli olmaya- caktır. sizden aldığım her şeyi, yine size geri vereceğim, ve kırmızı balık; mesajını iletmeye gidiyorum… saygılarımla…